Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Kitap Özeti

Kasım 10, 2012 de Yaban Yaban tarafından

Yaban

Yazar: Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Sayfa Sayısı: 214

Baskı Yılı: 2004

Dili: Türkçe

Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Kitabın Konusu: Kurtuluş savaşı, köyün köylünün savaştaki tavırları, durumu ve Ahmet Celal’in köylülerle ilişkisi. İstanbul – Anadolu, aydın kesim ve halk arasınındaki hayatı ve yaşama amaçlarını yorumlama.

 

Karakterler:

Ahmet Celal: Köye gelen tek kolunu savaşta kaybetmiş eski bir subay. Köylüler ona “Yaban” derler. Defteri tutan kişi de O’dur.

Bekir Çavuş: 23 yıl askerlik yapmıştır, çok yer gezip görmüştür.

Cennet: Süleyman’ın karısı. Kahkahası bol keskin bakışlı bir kadındır, erkeklerden ürküp kaçmaz.

Emeti Kadın: Yazarın ev işlerine bakan kişi.

Emine: Yazarın aşık olduğu güzel köylü kızı.

Hasan: Çoban.

İmam: Köyün imamı.

İsmail: Mehmet Ali’nin 14 yaşındaki kardeşi. Boyu çok kısadır. Çocukluğunu yaşayamamıştır. Ağır işler yapar. Çok çirkindir.

Mehmet Ali: Ahmet Celal’in eski neferi.

Memiş: Süleyman’ın en iyi arkadaşı.

Muhtar: Köyün muhtarı.

Salih Ağa: Köyün zenginlerindendir.

Süleyman: Sessiz sakin biridir, fazla konuşmaz.

Şerif Çavuş: Emine’nin babası.

Zeynep Kadın: Mehmet Ali’nin annesi. Kocası öldükten sonra evin işleri kendisine kalır. Çok güçlüdür.

 

Kitabın Özeti:

Sakarya Savaşından sonra düşman orduları Haymana, Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini virane halinde bırakır. İnsanlar yarı çıplak dolaşıp, yemek bulamayacak hale gelirler. Tetkiki Mezalim Heyeti araştırmaları sırasında bir defter bulur. Köylüler defterin sahibinin felaket gününe kadar köyde kaldığını söylerler ama daha sonra nereye gittiğini bilmezler.

İhtiyat Zabiti Ahmet Celal eski eri Mehmet Ali’nin isteği üzerine onunla birlikte köyüne gider. Köy Porsuk çayının yakınlarında küçük bir köydür. Ahmet Celal savaşta sağ kolunu kaybetmiştir. İlk günler sağ kolunun yokluğunu köylülere fark ettirmek istese de köyde pek çok kişi engelli olduğu için kimse bununla ilgilenmez. Yine ilk günler Yaban farklıdır. Köylüler ondan korkar,hareketleri köylülere tuhaf gelir.

Yaban, Mehmet Ali’nin evine yerleşir. Mehmet Ali’nin İsmail adında bir erkek kardeşi, iki tane de kız kardeşi vardır. Mehmet Ali’nin köye gelince askerdeki davranışları tamamıyla değişmiştir. Yeniden asker olmadan önceki haline dönmüştür.

Yaban’ın savaşla, İstanbul’ da ki halkın haliyle ilgili konuşmalarını yalnız Bekir Çavuş ciddiye alır. Salih Ağa köyün zenginlerindendir ama dış görünüşüyle hiç zengin birine benzemez. Yaban, Salih Ağa’nın düşüncelerinin, planlarının ayaklarından anlaşılabileceğini düşünür.

Ahmet Celal’in babasından kalan İstanbul’daki evini satınca eline bolca para geçmiştir. Bu parayla bostan ortasında bir ev almayı düşünür. Ancak Anadolu’nun ücra köşesindeki bu köyde bostanlık bir alan yoktur. Köyden Porsuk Çayı geçmesine rağmen çok kuraktır.

Mehmet Ali’lerin bir boz eşeği vardır. Bu eşek ailenin pek çok işini görür. Ayda iki üç kez Mehmet Ali’yi, annesini veya kardeşini şehre götürür. Zeynep Kadın yaptığı yemeklerin çoğunu kimseye yedirmez. Pazarda satılması için saklar. Gün geçtikçe köylülerde olduğu gibi Yaban’da zaman kavramı zayıflar. Bekir Çavuş 23 yıl askerlik yapmıştır. Ara sıra gezip gördüğü yerleri Yaban’a anlatır. Ahmet Celal yedi sekiz ay sonra yeşilliğin, suyun yanında kadından da yoksun olduğunu anlar. Tek bir kadın, kız yüzü görmemiştir. Oysa Mehmet Ali’nin düğününe de katılmıştır. Düğünde köydeki kızların bir çoğunu görmüş ama hepsini biçimsiz, bücür veya çok iri bulmuştur. Köyün kızları ne zaman Yaban’ı görseler saklanacak yer ararlar. Sonunda Yaban neden kaçtıklarını Mehmet Ali’ye sorar. Mehmet Ali’de “Yabansınız da ondan beyim.” der. Kendisine yaban denmesi Yaban’ı çok üzer. Okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasında çok büyük bir fark olduğunu anlar. Zeynep Kadın kocası öldükten sonra evin bütün sorumluluğunu üstlenmiştir. Bir kez kasabadan geç dönen İsmail’i çok kötü döver. Ailenin diğer fertleri çocuğu zor kurtarırlar. Yaban şimdiye kadar güldüğünü görmediği, çocukluğunu yaşayamayan İsmail için çok üzülür. Muhtar birkaç gününü kasabada geçirdikten sonra köye yeni havadislerle geri döner. Düşman askerleri kendi deyimiyle yanlış yolda olan Mustafa Kemal’e kızıp İnönü’ye kadar gelmişlerdir. Mehmet Ali bunu duyunca yeniden askere alınacağından korkar. Yaban bundan dolayı Mehmet Ali’den nefret etmeye başlar. Tek kolunun olmaması nedeniyle savaşamayacağı için üzülür. Bu üzüntüsünden dolayı köyden ayrılır ve yürümeye başlar. Koruluğun içindeki bir derenin kenarında bir kız görür. Bu kız Mehmet Ali’nin köyündeki kızlardan çok farklıdır. Kız Yaban’ı görünce ağaçların arkasına saklanır. Köyünün derenin diğer tarafında olduğunu söyler. Ahmet Celal bu kıza aşık olur.

Birkaç gün sonra köyde bir hazırlık, hareketlilik başlar. Mehmet Ali Yaban’a her sene gelip köylülere dua eden, hastaları üfleyen, iyi öğütler veren, yol gösteren, başı sıkışanlara yardım eden Şeyh Yusuf’un köye geldiğini söyler. Bunun üzerine tüm aile birlikte muhtarın evine giderler. Yaban, Şeyh’in ona bir şey söylemesi üzerine hemen karşılık verir.

Şeyh Yusuf, Yaban’ın yüzünden o sene köyden erken ayrılır. Yaban’da rahatlamak için daha önce gittiği koruluğa gider, ama aşık olduğu kızı göremez. Bir kaç gün sonra yeniden gittiğinde onu görür.

Mehmet Ali’nin köyünde Süleyman adında biri vardır. O da Mehmet Ali gibi civar köylerden Cennet adında bir kız alır. Yalnız, Cennet küçükken ağası ona tecavüz ettiği için köy halkının dilinden kurtulamaz. Bir kaç gün sonra başka bir erkekle yakalanır. Ancak Cennet, oğlanla sadece konuştuğunu söyler. Cennet diğer kızlara benzemez, erkeklerden kaçmaz. Süleyman onun yanında boynu bükük dolaşır. Yaban’la Süleyman iyi arkadaş olurlar. Süleyman’ın başka bir arkadaşı daha vardır, adı Memiş’tir. Memiş’le Süleyman bütün gün beraberlerdir.

Ali ve bir kaç kişi daha askere çağrılır. Cennet eve başka bir adam alır. Geceleri beraber yatarlar. Süleyman’a tehditler yağdırırlar. Bu nedenle Süleyman bir şey diyemez. Köylüler araya girer. Evdeki adamın gitmesini isterler. Fakat Cennet ancak Süleyman’ın boşanmasıyla gideceklerini söyler. Ertesi gün Cennet’le adam köyü terk ederler. Cennet’in gitmesiyle Süleyman’ın ağzını bıçak açmaz, Memiş’le saatlerce konuşmadan otururlar. Yaban’da bu sıralarda pek çok kez koruluğa gidip gelir, bun gidişlerden birinde yine çamaşır yıkarken O kızı görür. Kız, halasının görmesinden korktuğu için kaçar.

Salih Ağa ile Zeynep Kadın arasında bir arazi meselesi ortaya çıkar. Salih Ağa, Mehmet Ali’nin babası zamanından beri ekip biçtikleri tarlanın kendisine ait olduğunu söyler ve bu tarla kira ile Yaban’ın hesabına ekilip biçilmektedir. Bu nedenle Salih Ağa Yaban’dan davacı olur. Yaban, Salih Ağa ile konuşmaya çalışır. Fakat Salih Ağa kaçar.

Bir kaç gün sonra Mehmet Ali’nin karısı doğurur, İsmail evleneceğini söyler. Süleyman ortalardan kaybolur. Kimse nereye gittiğini bilmez.

Yaban bir gün Zeynep Kadın’ı onun hakkında yakınırken bulur. Zeynep Kadın onun gelmesiyle eve uğursuzluk geldiğini söyler. Yaban, odasına kapanır, her şeyi onlar gibi yapabileceğini, fakat onlar gibi düşünüp hissedemeyeceğini düşünür. Bu kadar zamandan sonra bunları duyduğuna üzülür.

Bir gün yatarken Salih Ağa’nın kambur oğlunun, Bekir Çavuş’un kör kızına sataştığını görür. Yardımına gideceği sırada kızın kaçtığını fark eder Ancak oğlan kızı yeniden yakalar. Ahmet Celal bunu görünce insanın hayvanların en iğrenci olduğunu düşünür.

Salih Ağa, tarladan iddia ettiği hakkı alır. Yaban bunu duyunca çok sinirlenir. Ekini çalanın da o olduğunu öğrenince kimsenin olmadığı bir vakit kahvede Salih Ağa’yı yere iter; Salih Ağa yerden doğrulup kaçar.

Bir gün köye aşar memuru gelir. Salih Ağa, Bekir Çavuş, Muhtar, İmam ve Yaban onunla koyu bir sohbete dalarlar.

Bir kaç gün sonra Yaban cephaneyi cepheye taşıyan uzun bir kağnı kafilesi görür. Bu yoksulluğu, mandaların bir deri bir kemik kalmış hallerini görünce çok duygulanır.

Yaban’da artık İsmail’in tavırlarından hoşnutsuzluk duymaya başlar. İsmail bazen bir yere gidip bir kaç gün sonra geri döner. Zeynep Kadın’a karşı çıkmaya ve çok fazla sigara içmeye başlar.

Yaban bir kaç gündür ne zaman koruluğa güzel köylü kızını görmeye gitse İsmail’le karşılaşır. Bir gün İsmail’den sevdiği kızın bu köyde olduğunu, bu kızın kendi sevdiği köylü kızı Emine olduğunu öğrenir. İsmail’den nefret etmeye başlar.

Zeynep kadın İsmail’in Emine ile evlenmesine karşıdır. Yaban’da evlenmelerini istemediği için Zeynep Kadın’a hak verir.

Yaban İsmail ile evlenmeye Emine’nin razı olup olmadığını öğrenmek için koruluğa gider. Emine bunun halasına bağlı olduğunu söyler ve oradan kaçar.

Köyde kış hazırlıkları yapılmaya başlanır. Buğdaylar öğütülür, biberler kurutulur. Zeynep Kadın, kızları ve gelini çalışırlarken Yaban’da Mehmet Ali’nin daha adını koymadıkları çocuğuyla ilgilenir.

Bir kaç gün sonra Süleyman köye geri döner. Cennet’i bulduğunu, yeniden evlenmek istediğini, bunun için bir hülleci gerektiği için sabaha kadar hülleciyle Cennet’i yalnız bıraktığını sonra tekrar Cennet’i geri alamadığını söyler.

Mehmet Ali, Aralık ayında on günlük izinli gelir. O gittikten sonra Yaban yeni bir eve taşınmaya karar verir. Bekir Çavuş’un eski bir evini satın alır, tamir ettirir. Süleyman tamir işlerinde çok yardım eder, bu nedenle Yaban ve Süleyman dost olurlar.

Bir gün muhtar elinde bir kağıtla Yaban’ın evine gelir. İkinci İnönü Zaferinin kazanıldığını öğrenirler.

Yaban, yeni evinin ahırında bir eşek beslemeye başlar. Emine’yi istemeye karar verir. Bekir Çavuş ile konuşur, karısının bu işi halletmesini ister.

Yaban sonradan bundan vazgeçer, çünkü İsmail Emine’yi almak istiyordur. Zeynep Kadın ve İsmail ile aralarının açılmasını istemez. Ancak Bekir Çavuş’un karısı çoktan sormuştur. Emine ‘o yabana varmam’ demiştir. Yaban bunları duyunca hayal kırıklığına uğrar. Süleyman bir gün Yaban’ın evinden çekip gider; dönmek istemez. Yaban evde yalnız kalır.

Süleyman’ın yerine artık Emeti Kadın Yaban’ın işlerine bakar. Ayrıca İsmail ve Emine evlenirler.

Yaban, Çoban Hasan’la tanışır. Hasan’la kısa sürede çok iyi arkadaş olurlar.

Bir kaç gün sonra düşman beklenen genel taarruza geçer. Uşak ve Afyon’a kadar ilerler. Yaban gün geçtikçe Emeti Kadın’la daha iyi anlaşmaya başlar. Emeti Kadın bir gün Şeyh’in yanından gelir. Şeyh’in anlattıklarına göre düşmanlar Türklere yardım edecektir ve Kraliçe Müslüman olacaktır. Yaban bunları duyunca Anadolu’daki halkın cehaletinden dolayı çok üzülür. Biraz da kendini suçlar. Bundan sonraki gecelerde kabuslar görmeye başlar.

Bir kaç günden beri cephe çözülmeye başlar. Askerler yarı aç, perişan halde geçmeye başlarlar. Aralarında yaşlılar, kadınlar da vardır. Bir topçu müfrezesi köyün içinden geçer. Yaban, yüzbaşı ve binbaşı ile konuşur. Köylülerin buradan kaçması gerektiğini söylerler. Yaban, düşman askerleri tarafından atılan kağıtlardan birini gösterir. Köylülerin bu kağıtlara inandıklarını söyler.

Bir kaç gün sonra köye yine dağınık bir asker müfrezesi gelir. Bu asker müfrezesinin subayı, Emine’nin şehit düştüğü sanılan babası Şerif’tir. Bekir Çavuş çok şaşırır ve hemen İsmail ve Emine’yi çağırır. Şerif Çavuş düşman askerlerine esir düşmüş ve bilmeden kaçarak buralara kadar gelmiştir. Daha sonra Şerif Çavuş annesinin elini öpmek için köyüne gider.

Süleyman çıkagelir, çok hastadır. Birkaç gün sonra Yaban top sesleri duyar. Sürüyü otlatan Hasan’ı yanına çağırır. Hasan ne olduğunu pek anlamaz. Hatta bu manzara onu eğlendirir.

Top sesleri sıklaşınca köylüler de korkmaya başlarlar. Yaban, köyden uzaklaşmalarını söyler ama hiç kimse evinden olmak istemez. Yaban’da ısrar etmekten vazgeçer.

Uçaklar daha da fazlalaşır. Köylüler sürekli bunları izleyerek eğlenirler. Yaban bu davranışlarına iyice sinir olur. Yeniden notlar atarlar. Bu notlarda halkı kurtarmaya geldiklerini yazarlar. Bekir Çavuş bir gün Yaban’a Yaban’ın da Kemal Paşa’nın tarafındakilerden olup olmadığını sorar. Yaban’ da her Türk’ün bu tarafta olması gerektiğini söyler. Bekir Çavuş ise kendisinin Türk değil İslam olduğunu belirtir. Yaban onca yıl askerlik yapmış olan Bekir Çavuş’un böyle konuşmasına çok şaşırır.

Bir sabah Hasan, Ahmet Celal’e düşmanların geldiğini haber verir. Yaban dışarı çıkınca köyde kimseyi göremez. Düşman askerleri gelince sadece meydanda Yaban’ı görürler. Yaban’ın evine girerler ve her yeri ararlar. Daha sonra evlerin içlerine girerek saklanan köylüyü bulurlar.

Düşman askerleri Yaban’ı zorla kumandanlarının yanına götürürler ve orada sorguya çekerler. Yaban’ın eski subay olduğunu öğrenirler. Bundan sonraki günlerde düşman sürekli Yaban’ı gözetler. Yaban sonraki günlerde defterini görünmemesi için gece karanlık olunca yatağında yazar.

Düşman askerleri köylüleri iyice sömürmeye başlar. Aldıkları karşısında onlara Rumca yazıların olduğu kağıtlar verirler. İsteklerini alamadıkları zaman köylüleri döverler.

Düşman onlara yol göstermeleri için iki kişi ister. Salih Ağa ve imam verdiklerinin karşılığını alma umuduyla onlarla gider. 10 gün sonra özgün bir biçimde geri dönerler. Düşmanın Ankara’ya doğru ilerlediğini söylerler.

Yaban söyledikleriyle Salih Ağa’yı sinirlendirir ve Salih Ağa’ya tokat atar. Köylülerin araya girmesiyle kavga sona erer.

Yaban birkaç gün sonra Emine’nin kendisine olan tavırlarının değiştiğini fark eder Emine de Yaban’a varmak istiyormuş gibi görünür.

Yaban, Hasan’a iyice alışır. Onunla birlikte dağlarda, kırlarda gezintilere çıkar, sürüyü bekler. Bir akşam kır gezintisinden döndüklerinde köyü düşman askerleriyle dolu bulurlar.

Ertesi gün Emeti Kadın ve Yaban, Hasan’ı artık dövülecek ve hırpalanacak yeri kalmamış biçimde bulurlar. Hemen Yaban’ın evine götürürler. Emeti Kadın ağlamaktan perişan hale gelir. Akşam Yaban’ın evini düşman askerleri kuşatır. Evindeki kitapları, paraları her şeyi alırlar. Bunlar sarmak için de Hasan’ın yattığı yerdeki çarşafı çekip alırlar. Hasan yere düşer ve oracıkta ölür.

Düşman askerleri yavaş yavaş köydeki evleri yakmaya başlarlar. Köylülerin hepsi çok kötü durumdadır. Yaban kalemini ve defterini alarak evinden ayrılır.

Bütün köylüler meydanlığa toplanırlar. Düşman askerleri herkese saldırırlar. Yaban, subaylarının olduğu çadıra gidip askerleri şikayet eder. Subaylar da bunun üzerine meydanlığa gelirler. Köylülere sorular sorarlar. Ancak tercümanlar bunları farklı bir şekilde çevirirler. Bu sırada Emeti Kadın, Hasan’ın ölüsüyle gelir. Yaban’ın evinin yandığını söyler. Süleyman’da içeride kalmıştır. Bu sırada Hasan’ın cenazesini kaçırırlar. Kalabalıkta Emine ve Yaban fısıldaşarak konuşurlar ve kaçmayı planlarlar. Akşam olur. Düşman askerleri kızlara sataşmaya başlarlar. Emine ile beraber karışıklıktan istifade ederek, sürünerek uzaklaşırlar. Bu sırada askerler etrafa kurşun yağdırmaya başlarlar. Emine bacağından, Yaban’da sağ böğründen yaralanır. Geceyi mezarlıkta geçirirler. Sabah uyandıklarında kaçmaya devam edemezler çünkü Emine bacağından vurulmuştur, yürüyemez. Yaban defterini Emine’ye verir ve oradan uzaklaşır.

 

Kitabın Ana Fikri: 

Ülkemizin uygar toplumlar arasına girebilmesi için köylülerimizi eğitmeli  cahilliklerinden kurtarmalı, Türk Aydını ile Anadolu köylüsü’nün arasındaki farkı gidermeliyiz.

 

 

 

Benzer Yazılar: